google.com,pub-1575366590751865,DIRECT,f08c47fec0942fa0
 

DEDEMIN BAKKALI

Şermin Yaşar

dedmin_bakkalı.jpg

DEDEMIN BAKKALI

Küçük Şebnem henüz 8 yaşındaydı. Bursa'nın bir köyünde ailesiyle birlikte yaşıyordu. Etrafındaki herkes ona büyüyünce ne olacaksın, diye soruyordu. Henüz karar vermemişti ancak bir liste yaparak bu işe koyulmuştu. Annesi gibi ev hanımı olabilirdi mesela. Bütün gün evde temizlik ve yemek yapıyordu. Bu iş ona göre değildi. Babası gibi işçi olabilirdi. O ise bütün gün, "Çok yoruldum. Bugün çok yorucuydu." deyip duruyordu. O da Şebnem'e göre değildi. Polis olabilirdi. Öğretmen olabilirdi. Ya da dedesi gibi bakkal olabilirdi! Bu fikir Şebnem'in çok hoşuna gitti ve okul dışındaki vakitlerinde dedesine çıraklık yapmaya başladı. Şeker tarttı. Limon kolonyası doldurdu. Bakkalı süpürdü. Biten ürünleri yenisiyle doldurdu. Dedesi ise sabah namazını kılıp bakkalı açar, gazete okuyup uyurdu. Onun dışında camiye gidiyordu.
Bakkalda çalışmaya başlamak Şebnem'e yaramamıştı. Sürekli bir büyüme, daha çok para kazanma peşinde icatlar yapmaya karar vermişti. Bir gün gelen müşteriye ne içecek önerse kabul etmemesi üzerine birkaç şişesini icadı için heba ederek sonunda vişneli sodayı bulmuştu. Ama açık olduğu için kimse tercih etmiyordu. Dedesi görünce çok kızdı ve bu konu kapandı.

Bakkalda açık çekirdekte satıyorlardı. Düğün olduğu zaman inanılmaz satışlar yapıyorlardı. Ancak çekirdekleri koyacakları kağıtları yapması gerekiyordu. Şebnem kağıtları yapıp çekirdekleri içine koymayı düşündü. Bu şekilde çok daha hızlı satılacaktı. Bu muhteşem bir fikirdi! Çekirdekleri keselere koydu ancak kimse onun hazır çekirdeklerinden almadı. Açık istediler. İtiraz edemedi Şebnem. Boşalt şunları diye kızdı, dedesi ona.

Bir gün müşterilerinin görüşlerine önem vererek herkese kağıtlar bıraktı ve bakkalla ilgili olumlu olumsuz düşüncelerini yazmalarını istedi. Bir gün dedesi içerideyken ellerinde kağıtla geldiler. Kağıtta Şebnem'i kötülemişlerdi. Sinirlenmişti Şebnem. Dedesi yine kızmıştı ona. kimse anlamıyordu onu. Dükkanı büyütme çabalarını... Kahveci dedesine gitse "Boşveer, koy bi oralet!" derdi ona. Orada da çalışıyordu arada Şebnem ama bakkalın yerini tutmuyordu. Bakkala dönüyordu her seferinde. Orada istediği kadar abur cubur yiyebiliyordu. Çöplerini daha uzak bi yere atsa dedesine yakalanmayacaktı aslında. Yazın dedesi köye dondurma getirdiğinde tam bir şenlik havası olurdu. Elektrikler gittiği zaman olumsuz etkileniyorlardı. Dedesi dondurmalar erimesin diye ilçeye götürüp birinin buzluğuna koyduruyordu. Elektrikler gelince geri getiriyordu. Şebnem, dedesinin yokluğunda bu elektrik krizinden faydalanarak mumları iki katı fiyatına satmaya karar verdi. İki de mum yakarak ilgi yakalamaya çalıştı. Ancak kimse mum almadı ve dedesi yine ona kızdı.

Şebnem bir gün müşteri memnuniyetine önem vermek için bütün kapaklı gıdaların içine 'Afiyet olsun.' yazdı. Müşteriler dedesine şikayette bulundu. Bunlar açılmış, dediler. Dedesi kızdı.

Köylerine zengin bir aile ziyarete geldi. Anne-oğul indiler arabadan ve bakkala girdiler. Çocuk ne istese, annesi, "Olmaz oğlum bunlar sağlıksız. Ben sana evde aynısını yaparım." diyordu. Sonunda bi şey alamadan çıktılar. Bunun üzerine düşündü Şebnem. Günümüzde organik adı altında satılan şeyleri Şebnem de komşularına yaptırarak bakkalda satabilirdi. Hemen işe koyuldu ve sanki komşular birbirinden istiyormuş gibi bakkalda satacağından bahsetmeden, turşu, tarhana aldı. Halasına kurabiye bile yaptırdı. Köşesini hazırladı. Dedesi gelip görene kadar her şey mükemmel gitti. Ancak dedesi yine baltaladı planlarını. O iş de suya düştü.

Bütün bu yaramazlıklarına rağmen çok iyi yürekliydi küçük Şebnem. O zamanlar telefon kulübesinde asker sevgilisiyle konuşan bir kıza yarı fiyatına jeton verirdi. Kavga ettiklerini görünce de iki katına satardı. Köyde fakir birine kalıp kalıp peynir ve zeytin verirdi. Tüm bunları köyün zengin amcasının hesabına yazmasa dedesi kızmayacaktı aslında. Hasta teyzelere ilaç bile verirdi. Bir gün bakkala gelen teyzenin ağrı şikayetlerini dinleyip aynı rahatsızlıkların olması üzerine eve gidip o ilaçtan veriyordu. Sağlık ocağına gitmeye üşenen teyzeler müdavimi olmuşlardı. Bir gün doktor geldi bakkala. Dedesi de oradaydı. Aynı anda teyzeler de geldiler ve Şebnem'e şikayetlerini anlatmaya başladılar. Şebnem kızardı, bozardı. Yakayı yine ele verdi. Dedesi payladı ona. Doktor bi kenara çekip konuştu. "Oku doktor ol. Reçete yaz." dediler.

Şebnem, "Yazar olacağım." dedi. İnanmadılar. Annesi , yemek ye,dedi ona.

Şu an iki çocuk annesi bir yazar o.

Eğer kitapların tadı olsaydı, Dedemin Bakkalı, bir çuval ayçekirdeği olurdu. O derece tatlıydı. Her yaşa hitap ediyor öncelikle. Büyükler, kendi küçüklüklerindeki yaramazlıkları hatırlıyor; küçükler, büyüklerin anlamadığı tek kişi ben değilmişim, diyor. Kitapta, sayfaları süsleyen çizimlere de yer verilmiş. Bir çırpıda okuyacağınız ve kesinlikle keyif alacağınız bu kitabı okumadıysanız, hiç vakit kaybetmemenizi öneririm.

Şermin Yaşar 

BEYAZ GEMI

Cengiz Aytmatov

beyaz gemi.png

BEYAZ GEMI

Çocuk San-Yaş Vadisi’nde dedesi, üvey ninesi, Orozkul, Bekey hala, Seydahmet, Gülcemal ve köpeği Beltek ile berabar yaşamaktadır. Vadide sadece üç ev vardır. İlk evde dedesi ve üvey ninesi ile çocuk;ikincide Mümin dedenin büyük kızı Bekey hala ile kocası korucubaşı Orozkul; üçüncüde ise tembel işçi Seydahmet ile karısı Gülcemal ve küçük kızları yaşamaktadırlar.Çocuk bu küçük dünyada mutlu olmaya çalışmaktadır. Hiç arkadaşı yoktur ve okula henüz başlamamıştır. En büyük zevkleri dedesinin kendisine dere kıyısında yaptığı gölette yüzmek; “Deve, Kurt, Eyer ve Tank” isimlerini verdiği kayalarıyla konuşmak; dedesinden masal dinlemek ve dağa çıkıp dedesinin dürbünüyle kasabaya, Isık Göl’e ve San-Taş Vadisi’ne daha yakından bakmaktır. Her akşam eline dürbününü alıp, dağ başına çıkar ve Isık Göl’de ancak beş-altı dakika görünüp kaybolan beyaz gemiye bakar.

Annesi ve babası onu çok küçük yaşlarda terketmişlerdir. Annesi şehirde kendine yeni bir yaşam kurmuştur. Çocuk babsının beyaz geminin kaptanı olduğuna, bir gün başı insan başı olan bir balık olup beyaz gemiye kadar yüzeceğine ve babasıyla konuşacağına inanmaktadır. Dedesi çok iyi kalpli, çalışkan,köse bir insandır. Çevresindekiler ona Kıvrak Mümin lakabını takmışlardır. Damadı Orozkul’un yanında çalışır ve onun emirlerini yerine getirir. Orozkul şişman, koca kafalı içki içmeyi çok seven, çabuk sinirlenen bir korucubaşıdır. Mümin’in kızı ve Orozkul’un karısı olan Bekey kısır bir kadındır. Orozkul bunu Bekey’in suçu olarak bilir ve her akşam içip onu döver. Orozkul arada bir arkadaşlarıyla içmeye gider ve sarhoş olunca yanındakilere birer tomruk sözü verir. Tomruğu kesip dağdan indirme, çayın karşısına geçirme ve kamyona yükleme zamanı gelince de verdiği söze pişman olur ama iş işten geçmiştir. Arada bir vadiye şehirden “Maşin Mağaza” denilen içi ıvır zıvır dolu bir araba gelir. Bir gün yine Maşin Mağaza geldiğinde dedesi çocuğa bir okul çantası alır. Ertesi yıl çocuk okula başlar. Çocuk dedesinden masal dinlemeye bayılır. Her akşam artık ezberlediği “Boynuzlu Maral Ana” masalını dinler . Dedesine göre hepsi Boynuzlu Maral Ana’nın soyundan gelmektedirler. Çocuk da buna inanmaktadır. Masala göre maral ana San-Taş Vadisi’ni terketmiştir ama onları sürekli korumaktadır. Mümin çocuğu her gün atıyla okula göyürüp getirmektedir. Okul çok uzaktadır ama hiç geç kalmamıştır.Yüz Temel Eser ÖzetleriKitap ÖzetleriRoman ÖzetleriYüz Temel Eser, Özet

Çocuk bir gün yol kenarındaki kayalarıyla oynarken San-Taş yakınlarından kuru ot almaya gelen beş-altı kamyonluk bir konvoy görmüştür. Çocuk en öndeki kamyonun peşine takılıp koşmaya başlar. Çocuğu gören şoför durur ve çocukla biraz konuşur. Şoför genç ve yakışıklı biridir. Adı Kulubeg’dir. Çocuğa dedesini tanıdığını, kendisinin de Boynuzlu Maral Ana’nın soyundan geldiğini söyler ve ayrılır.
Ertesi gün Mümin dede ile Orozkul yine dağdan bir ağaç indirirler. Bu sırada uzun zamandan beri ormanda görülmeyen maralları görürler fakat işleri olduğundan onlarla ilgilenemezler. Akşam olmuştur. Dede, Orozkul’a söyleyip çocuğu okuldan almaya gitmek ister fakat Orozkul ağacı indirmeleri gerektiğini söyleyip izin vermez. Tomruğu çaydan geçirirlerken tomruk çayda kayalara takılır. Çıkarmak için çok uğraşırlar ama çıkaramazlar. Dede vaktin çok ilerlediğini farkeder, daha fazla dayanamaz ve daha önce hiç yapmadığı bir şey yapıp Orozkul’dan izin almadan çocuğu almaya gider. Çocuk akşama kadar okulun kapısında dedesini beklemiş ve ağlamaktan gözleri şişmiştir. Dede yolda çocukla öğretmenine rastlar. Çocuğu öğretmeni eve getirmektedir. Dede öğretmenden özür dileyip çocuğu alır ve yola koyulurlar. Çocuk dedesine küsmüştür. Hiç konuşmamaktadır. Dede çocuğun gönlünü almak için Boynuzlu Maral Ana’yı gördüğünü söyler. Çocuk bu habere çok sevinir. Dedesine ormana gitmek için yalvarır fakat akşam olduğu için eve dönerler. Eve geldiklerinde Orozkul’u sabahki olaydan dolayı çok sinirlenmiş bulurlar. Orozkul o gün Bekey halayı yine dövmüştür. Çocuk evin bu durumuna çok üzülür ve yatmaya gider.

O gece müthiş bir dipi çıkar. Gece yarısı Kulubeg ve arkadaşları yolda kaldıkları için Mümin dedenin evine sığınırlar. Kulubeg ve arkadaşlarının gelmesiyle evdeki hava biraz yumuşar. Sabah kamyoncular evden ayrılırlar. Aynı gün Orozkul’un tomruk sözü verdiği arkadaşı tomruğu almak için gelir. Adı Koketay’dır. İri yapılı, esmer biridir. Tomruk ise hala önceki gün bıraktılları yerde çayın içinde beklemektedir. Tomruğu almak için Orozkul, Koketay ve Seydahmet yola koyulurlar. Dede de Orozkul’un kendini affedeceği düşüncesiyle peşlerine takılır. Orozkul kıyıda emirler yağdırırken Mümin dede, Seydahmet ve Koketay tomruğu çıkarmaya çalışmaktadırlar. O sırada çayın karşısında birkaç tane maral görürler ama işlerini bırakamayacaklarından marallarla ilgilenemezler. Biraz uğraştıktan sonra tomruğu çıkarıp kamyona yüklerler.

Çocuk o gün hastadır ve önceki gün akşamdan beri evde yatmaktadır. Akşam üzeri kahkaha sesleriyle uyanır ve bahçeye çıkar . Herkes neşe içindedir ve hepsi de sarhoştur. Dede ise et dolu bir kazanın yanına çökmüş sessizce kazanın altındaki ateşle oynamaktadır. Çocuk hemen dedesinin yanına gider. Ona seslenir fakat dede duymaz. Birkaç defa daha seslenir fakat dede hiç cevap vermez. Çocuk kötü birşeyler olduğu hissine kapılır. Az ilerde Bekey’i, Seydahmet’i,Gülcemal’i ve Koketay’ı görür. Hepsi de yiyip içmekte ve eğlenmektedirler. Çocuk önce neler olduğunu anlamaz. Avlunun dışında henüz kanı kurumamış geyik derisini, bağırsak eşeleyen Beltek’i ve elindeki baltayla Maral Ana’nın boynuzlarını kırmaya çalışan Orozkul’u görünce neler olduğunu tahmin eder. Çocuk bu korkunç manzara karşısında dayanamayıp içeri kaçar ve yorganın altına girip ağlamaya başlar. Bu arada Kulubeg’in gelip onu kurtaracağını ve Orozkul’a haddini bildireceğini hayal etmektedir. Az sonra sofra içeri kurulur. Çocuk hayalinden yine kahkahalarla uyanır. O sırada Seydahmet olanları anlatmaktadır. Çocuğun bir türlü anlam veremediği olaylar şöyle cereyan etmiştir: Tomruğu çıkardıktan sonra Seydahmet ile Mümin dede ormana çalışmaya giderler. Bu arada maralları yine görürler. Seydahmet onları vurmak ister, dede ise buna karşı çıkar. Seydahmet dedeyi dinlemeyip maralların peşine düşer. Dede de Seydahmet’in arkasından gider. Seydahmet maralları vuracaktır ama sarhoş olduğu için nişan alamaz ve tüfeği dedeye verip maralları vurması gerektiğini, vurmazlarsa kaçıracaklarını ve Orozkul’un dedeyi affetmeyeceğini söyleyip dedeyi kandırır. Dede ise maralları vurursa Orozkul’un onu affedeceğini ve herşeyin düzeleceğini düşünerek marallardan birini istemeye istemeye vurur.

Çocuk bunları duyunca çıldıracakmış gibi olur ve dışarı kaçar.Dedesini yerde toz toprak içinde yatarken bulur. Ona birkaç defa yine seslenir ama dede yine duymaz. Olanlara dede kendi de inanamamaktadır. Çocuk dedesinden bir tepki alamayınca balık adam olup babasına ulaşacağını düşünerek koşar ve kendini dereye atar. Hızla akan su çocuğu alıp götürür fakat çocuk hiç bir zaman balık olmayacaktır.

Cengiz Aytmatov

BIR KÜÇÜK OSMANCIK VARDI

Hasan Nail Canat

bir küçük osmancık vardı.jpg

BIR KÜÇÜK OSMANCIK VARDI

Türkiye'nin en iyi yazarlarından biri olan Hasan Nail Canat'ın çok okunan, önerilen, 100 temel eserden biri olan Bir Küçük Osmancık Vardı romanı en anlamlı çocuk kitaplarından biridir. Şair, yazar, oyuncu, tiyatrocu olan Canat, edebî anlamda ülkemize güzel bir eser kazandırmayı başarmıştır.

Bir Küçük Osmancık Vardı romanı 2 yaşındaki Osman'ın kaçırılıp ailesinden ayrı yaşadığı hayat hikayesini anlatır.

Osman çivi fabrikası bulunan Abdullah Bey'in tek ve küçük oğludur. Annesi Fatma Hanım, Osman ve Abdullah Bey mutlu bir hayat sürmektedirler. Bir gün hiç beklemedikleri bir anda postacı kılıklı bir hırsız Abdullah Bey'in evine gelir. Ancak Abdullah Bey evde değil, karısı ve oğlu Osman evdedir. Hırsız eve girerek Fatma Hanım'ı bayıltır. Evde bulunan kasaya yönelir ancak kasada para bulamaz. Bu durumda eli boş dönmemek için küçük Osman'ı kaçırır. Lakabı Zevzek olan hırsız Abdullah Bey'i arayarak, karısının evde baygın olduğunu, Osman'ı kaçırdığını ve polise haber vermemesini söyler. Ayrıca onu daha sonra arayacağını söyler. Zevzek daha sonra Abdullah Bey'i aradığında çocuğu vermek karşılığında beş yüz bin fidye istediğini söyler. Ancak durumu duyan Fatma, polise haber verir. Polisin geleceğini duyan Zevzek diğer arkadaşları Apo ve Romantik ile beraber Osman'ı yıkık dökük bir evde bırakarak kaçarlar. Yoldan kamyonetiyle geçen Ali ve Garip, Osman'ın ağlama sesini duyarak onu yanlarına alırlar. Garip üvey bir çocuktur. Bir depremden sonra ailesiz kalınca, bir çiftlik sahibi olan Bünyamin Bey ve Şerife Hanım onu evlatlık almışlardır. Osman'ı da evlatlık alan aile birlikte hayat sürmeye, Osman'a bakmaya başlarlar. Aile Osman'a adını bilmedikleri için Hüseyin adını verirler. Öteki yandan Osman'ın gerçek ailesi çok perişan ve çaresiz bir haldedirler. Osman olan bitenden habersiz büyürken okula başlar. Komşularının kızı Şebnem ile birlikte okula başlarlar. Osman çok zeki ve akıllı olmasına rağmen Şebnem'in dersleri çok kötüdür. Osman Şebnem'e ders çalıştırır. Aynı zamanda hırsızlar yakalanarak hak ettikleri cezayı alır. Hırsızlara gizlice yardım eden Abdullah Bey'in bahçıvanının da foyası ortaya çıkar. O da hak ettiği cezayı alır. Bahçıvanın oğlu ve karısı Abdullah Bey ve Fatma Hanım’la yaşarlar. Bir süre sonra Fatma Hanım Şükran adında bir kız dünyaya getirir. Aile içinde Osman'ın hasretiyle yaşarlar. Diğer bir yandan Bünyamin Bey ölünce Şerife Hanım Osman ile birlikte İstanbul'a taşınır. Bu arada Garip askere gider. Aradan zaman geçer. Derslerinde çok başarılı olan Osman bir yazı yarışmasına müdire hanımın isteği üzerine katılır ve birinci olur. Yarışmada kendi hayatını yazan Osman'ın yazdıkları Müdire Hanım dikkatini çeker. Müdire, Abdullah Bey'ın yeğenidir. Her şeyi anlayan kadın Fatma Hanım'a her şeyi anlatır. Bunun üzerine Osman gerçek ailesine kavuşur ve hasret sona erer.

Bir Küçük Osmancık Vardı kitabı usta bir kalemin elinden çıktığı için büyük beğeni ile tüm okullarda okutulmaktadır. Küçük Osman'ın bu öyküsü okuyucuları hüzünlendirmekle beraber oldukça anlamlı dersler vermektedir. Kötüler, hırsızlar ve yalancılar elbette cezasını alacaktır. Kitapta Zevzek ve tayfasının çektiği ceza gibi. Aynı zamanda iyiler her zaman mükafatlandırılır. Sabırlı olmak ve umudunu yitirmemek karşılığında iyi şeyler getirir. Aile en güzel nimettir. Sevdiğimiz insanların kıymetini bilmeli onlara çok iyi bakmalı ve şükretmeliyiz. Her şeyde bir hayır vardır. Başımıza gelen kötü şeylerde umudumuzu yitirmeyip daima pozitif olmalıyız.

Kısacası siz de Osman'ın değişen hayatına eşlik etmek, bu küçük Osmancığı bağrınıza basmak ve bu maceraya katılmak isterseniz Bir Küçük Osmancık Vardı'yı şiddetle tavsiye ediyorum.

Hasan Nail Canat 

ÇOCUK KALBI

Edmondo De Amicis

çocuk_kalbi.jpg

ÇOCUK KALBI

Çocuk Kalbi, İtalyan yazar Edmondo de Amicis tarafından 1886 yılında tamamlanıp ilk kez aynı yıl yayımlanmış olan çocuk kitabıdır. Eser eğitim bilim uzmanlarınca "dünyanın en faydalı çocuk kitabı" seçilmiş ve birçok dile çevrilmiştir. Edmondo de Amicis Çocuk Kalbi'ni, kendi oğlunun günlüklerinden esinlenerek yazmıştır. Ben kendimce kitabı biraz sıkıcı bulmuş olsam da, okul çağındaki miniklerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Fakat elbette okuyup beğenen yetişkinlerin varlığı da göz ardı edilemez.

Kitap, üçüncü sınıfa geçen küçük Enrico'nun bir yılını anlatıyor. Enrico'nun günlüğü şeklinde yazılmış olan kitapta annesi ve babasının Enrico'ya yazdığı mektuplar da yer alıyor. Kitabı her ne kadar sıkıcı bulmuş olsam da, oldukça akıcı olduğunu da belirtmem gerek.

Enrico, ikinci sınıftan üçüncü sınıfa geçmiştir. Okulun ilk günüdür. İkinci sınıf öğretmeninden ayrılmak zorunda olduğu için çok üzgün olan Enrico, yeni öğretmeniyle tanıştığında üzüntüsü azalır gibi olur. Yeni öğretmeni sık gülmeyen, hatta asık suratlı biri olsa da, yaramazlık yapan öğrencilerini tatlı bir dille uyarmakta, hiç kimseye bağırıp kızmamaktadır. Çok iyi kalpli bir adam olduğu anlaşılınca bütün öğrencileri onu çok sevmeye başlamıştır.

Enrico'nun yeni sınıfında zengin, fakir, kibar, kaba, utangaç, dışa dönük, içe dönük, girişken her türlü öğrenci vardır. İlk gün okul müdürleri yanında bir çocukla çıkagelir. Yeni öğrenci İtalya'nın farklı bir eyaleti olan Calabria'dandır. Müdür bey yeni öğrenciyi kendileriyle aynı bölgeli olmadığı için dışlamamalarını, onunla da arkadaş olmalarını öğütler. Sınıfta hiç kimse ona kötü davranmamış, hatta herkes Calabrialıya küçük hediyeler vermiştir. Enrico çok mutludur.

Enrico'nun sınıflarında en çok sevdiği arkadaşı Garrone'dir. Garrone, okula iki yıl geç başlamış, iri bir çocuktur. Sınıfta fakir olduğu için diğerleri tarafından dışlanan Nelli'yi ve diğer yardıma ihtiyacı olan çocukları her zaman koruyup kollamakta, onlarla dalga geçilmesine engel olmaktadır. Bu nedenle de Enrico ona karşı hayranlıkla karışık bir sevgi duymaktadır.

Enrico'nun babası, Enrico'ya her ay birkaç arkadaşını eve davet etmesini ya da arkadaşlarıyla onların evinde vakit geçirmesini öğütlemiştir. İyi kalpli Enrico da sınıfında en çok sevdiği ve maddi durumlarının iyi olmadığını bildiği arkadaşlarını evine davet etmeyi çok sevmektedir. Bir gün birkaç arkadaşıyla beraber sınıflarının en yüce gönüllüsü olan Stardi'yi de evine davet eder. Stardi'nin babası alkolik ve işe yaramaz bir adamdır. Bir işe girip çalışmamakta, aynı zamanda içtiği zamanlarda Stardi'yi dövmektedir. Sınıfta herkes onunla babasından dayak yediği için dalga geçmekte, fakat o yüzündeki izlere rağmen olanların birer kaza olduğunu iddia ederek babasına laf söyletmemektedir. Stardi, çok çalışıp sınıfta Derossi'den sonra ikinci olduğunda öğretmeni sarhoş babasına Stardi'yi övmüş, babası da o günden sonra çok duygulanarak artık düzgün bir adam olmaya karar vermiştir.

Stardi Enrico'nun evine gittiğinde, Enrico'nun oyuncak lokomotifine hayran kalır. Babası daha önce ona hiç bu kadar güzel bir oyuncak almamıştır. Enrico da lokomotifi çok sevdiğini gördüğü arkadaşına oyuncağını hediye etmeye karar verir. Stardi çok mutlu olmuştur.

Enrico, iyi kalpli bir çocuk olduğunu işte böyle olaylarda defalarca kanıtlamıştır. Annesi ve babası da onu çok sevmekte, zaman zaman yanlış davranışlarını gördüklerinde ona mektuplar yazarak onu uyarmaktadırlar. Enrico, bütün çocuklara örnek gösterilebilecek bir çocuk olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Edmondo De Amicis 

HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI

J.K. Rowling

harry_potter_ve_felsefe_taşı.jpg

HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI

J.K. Rowling yazarının harry potter adlı kitapları sırasız bir şekilde koyulmuştur.Harry Potter privet drive 4 numarada teyzesi eniştesi ve kuzeni ile birlikte yaşamaktadır. Annesi ve babasını bir trafik kazasında kaybettiğini sanıyordur. Dursleyler Harry’i hiç sevmezler çünkü onun büyücü olduğunu biliyorlardır ama bundan daha Harry’nin haberi yoktur. Kuzeni Dudley’nin doğum gününde hayvanat bahçesine giderler ve orada işler biraz ters gider. O günün ertesi günü Harry’e hogwarts büyücülük ve cadı yetiştirme okuluna kabul edildiğine dair  bir sürü mektup gelir.


Dursleyler Harry’nin bu mektubu okumasına engel olmak isteseler de Harry Potter sonunda birini okur. Daha sonra Hagrid onu alır ve birlikte alışveriş yaptıktan sonra Hogwarts’a giderler. Hagrid Harry’e annesi ve babasının trafik kazasında ölmediğini Voldemort adında kötü bir büyücü tarafından öldürüldüğünü ve alnındaki yara izinin sebebinin de o olduğunu anlatır. O Voldemort’tan kurtulan tek kişidir yani sağ kalan çocuktur. Hogwarts’a vardıktan sonra seçmen şapka ile nereye gidecekleri seçilir. Harry trende tanıştığı Ron ve Hermione ile birlikte Gryffindor’a seçilir.

Harry Ron ve Hermione değişen merdivenler yüzünden bir gün yanlışlıkla yasaklı bölüme girerler ve orada bir kapağın üstünde yatmış olan üç başlı bir köpek görürler. Onun orada bir şeyi koruduğunu düşünürler. Harry onun Hagrid’le birlikte alışverişleri sırasında bankadan aldıkları gizli şeyle ilgili olduğunu düşünür. Hagrid’e sormaya gittiklerinde Hagrid bunun onları ilgilendirmediğini bunun Nicholas Flamel’le ve Hogwarts’la ilgili olduğunu söyler.


Hermione kütüphaneden aldığı bir kitapta Nicholas Flamel’in felsefe taşını bulan kişi olduğunu görür. İksir hocası Snape’in şüpheli davranışlarından dolayı onun taşı çalmaya çalıştığını düşünürler. Hemen Hagrid’in yanına giderler ve bunu ona söylerler ama Hagrid onun da taşı koruyan hocalardan biri olduğunu söyler.  Çocuklara Profesör Dumbledore yaşadıkça Voldemort’un bir şey yapamayacağını söyler.

Aynı zamanlarda Hagrid dışarıda biriyle tanışır adamın elinde onun ilgisini çekecek bir ejderha yumurtası vardır. Hagrid değişik canlılara ilgi duyduğunu mesela 3 başlı bir köpeği olduğunu ve onu sadece klasik müziğin sakinleştirdiğini söyler. Adamdan yumurtayı alır. Bunu çocuklara anlattığında onlar hemen durumu anlar. Birinin felsefe taşını çalmaya çalışacağını düşünürler. Köpeğin bulunduğu yasaklı bölüme giderler ve gittiklerinde köpeğin başında bir arp çalıyordur. Birinin içeri girdiğini anlayıp hemen peşinden giderler. Kapaktan aşağı düştüklerinde bir bitkinin üstüne düşerler.


Kıpırdandıkça bitki onları boğmaya başlar. Hermione kurtulmak için hareketsiz kalmaları gerektiğini  bunu bir kitapta okuduğunu söyler. Herkes başardıktan sonra bir başka tuzakla karşılaşırlar. Geçmek için bir satranç olmaları gerekir. Aralarında en iyi satranç oynayan Ron olduğu için oyunu Ron yönetir. En sonunda Harry’nin geçmesi için kendini feda eder. Hermione onun gitmesi gerektiğini kendisinin Ron ile kalacağını söyler. Harry gittikten sonra içeride Snape’i göreceğini düşünürken içeride kekeme hocaları Quirell’i görür ve çok şaşırır. Quirell aynanın karşısında durmuş sürekli aynaya bakıyordur.

Aynada felsefe taşını aldığını görüyor ama bir türlü onu nasıl alacağını bilemiyordur. Harry’e gelip aynaya bakmasını söyler. Harry gidip aynaya baktığında felsefe taşının cebinde olduğunu görür. Daha sonra elini cebinin üstüne koyduğunda taşın gerçekten orada olduğunu anlar. Harry Quirell’in kafasındaki sarığı çıkarıp arkasına döndüğünde kafasının arkasında Voldemort’un yaşadığını görür. Harry Potter çok korkar ve kaçmaya çalışır ama Quirell hemen bir büyü yapar ve onun kaçmasını engeller. Harry Quirell’e dokunduğunda quirell’in kolu erir bunu fark eden Harry tüm gücüyle Voldemort’a dokunur.


Voldemort bir toz bulutu olur ve ortadan kaybolur. Harry gözlerini hastanede açar ve karşısında Profesör Dumbledore’u görür. Ona arkadaşlarını sorar. Dumbledore herkesin iyi olduğunu ve Nicholas Flamel’in felsefe taşını yok edeceğini söyler. Harry buna çok sevinir ama anlamadığı bir şey olan felsefe taşını kendisinin nasıl alabildiğini sorar. Dumbledore bir büyü yaptığını ve felsefe taşını isteyen ama kullanmak istemeyen birinin onu alabilmesini sağladığını söyler.

Okul bittiğinde ve herkes evlerine döneceğinde o yılın birincisi Harry ve arkadaşları sayesinde Gryffindor olur. Artık eve dönme zamanı geldiğinde Harry eve döneceği için üzülür ama hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını çünkü artık onun bir büyücü olduğunu kuzeninin bildiği için sevinir. Ve bir Hogwarts’taki ilk yılı böylece bitmiş olur.

J.K. Rowling

HARRY POTTER VE ÖLÜM YADIGARLARI

J.K. Rowling

harry potter ve ölüm yadigarları.jpg

HARRY POTTER VE ÖLÜM YADIGARLARI

Ölüm Yiyenler Harry' i 17 yaşına girdiğinde öldürmek isterler. Ölüm Yiyenler, Zümrüdüanka Yoldaşlığı' nın Harry'i almaya geleceğini öğrenirler. Zümrüdüanka Yoldaşlığı geldiğinde ilk önce Dursley ailesini güvenli bir yere götürürler. Zümrüdüanka Yoldaşlığı çok özlü iksir içerek Harry' nin kılığına girerler. Daha sonra Harry' i götürmeye çalışırlar fakat fazla gidemeden Ölüm Yiyenler saldırır. Harry' nin baykuşu Hedwig saldırıda ölür. Harry ne olduğunu anlayamadan Voldemort gelir. Önce Profesör Moody' i öldürür. Harry' e saldırır fakat Harry' nin asası kendi başına sihir yapar. Harry çok şaşırır. Daha sonra Kovuk' a varırlar.

   Birkaç gün sonra Kovukta otururlarken Sihir Bakanı Rufus Scrimgeour ve Percy Weasley gelir. Dumbledore Harry, Ron ve Hermione' ye ölmeden önce birkaç eşya bırakmıştır. Rufus Scrimgeour bunları dağıtır. Harry' e Quidditch maçında ilk tuttuğu Snitch' i ve Gryffindor' un kılıcını, Ron' a bir ışık emer ve Hermione' ye bir kitap bırakmıştır. Fakat Gryffindor' un kılıcı Harry' e verilmez. Çünkü kılıç hem okulun malıdır hem de nerede olduğu bilinmemektedir. 

   Bill ve Fleur' un düğün vakti gelmiştir. Düğün sonunda Sihir Bakanını koruyan ve aynı zamanda Zümrüdüanka yoldaşlığı üyesi olan Kingsley Shacklebolt Sihir Bakanının öldüğünü ve Ölüm Yiyenlerin düğüne gelmek üzere olduğunu söyler. Dediği doğru çıkar. Aradan dakikalar geçmemişken Ölüm Yiyenler gelir. 

   Harry, Hermione ve Ron ışınlanarak kaçarlar. Fakat Harry Voldemort' un adını söyleyince Ölüm Yiyenler tekrardan gelir. Bu sefer tekrardan kaçarlar. Vaftiz babasından kalan Grimmauld Meydanı 12 numaraya giderler. Oraya gittiklerinde ev cini Kreacher ile konuşurlar. Sirius Black' in kardeşi olan R.A.B (Kim olduğu fazla bilinmez. Kehaneti duyanlardan bir tanesi olduğu bilinir.) sırrını öğrenirler. R.A.B bir zamanlar Ölüm Yiyendir. Fakat sonradan doğru yolu bulmaya başlar. Voldemort' un hortkuluk' u olan kolyeyi alır ve Kreacher' a verir. Yani Dumbledore ile Harry' nin bulduğu asıl hortkuluk değildir. Kreacher' a kolyenin nerede olduğunu sorarlar. Kreacher, Zümrüdüanka Yoldaşlığı olan Mundungus kolyeyi çalmıştır. Harry sahte kolyeyi Kreacher' a verir ve onun gönlünü kazanır. Ondan Mundungus' u bulup getirmesini söyler.

   Aradan 3-4 gün geçer Kreacher ile Dobby, Mundungus'u getirirler. Mundungus kolyeyi Bakanlıkta çalışan Umbridge adlı birine sattığını söyler. Harry, Ron ve Hermione Sihir Bakanlığına girerek kolyeyi Umbridge' den çalarlar. Ron yaralanır ve az bir şey iyileştikten sonra Harry' e öfkelenerek çeker gider. Ron ve Hermione diğer bir hortkuluk' un Godric' s Hollow' a giderler. Orada Voldemort' un yılanı olan Nagini ile karşılaşırlar. Savaşırlarken Hermione yanlışlıkla Harry' nin asasını kırar. Kaçmayı başarırlar.

   Harry nöbet tutarken bir patronus görür ve onu takip eder. Patronus onu Gryffindor' un Kılıcına götürür. Harry kılıcı alır ve bu anda Ron hatasını anlayıp tekrardan gruba katılır. Birlikte hortkuluk' u yok ederler. Daha sonra Bill ve Fleur' un düğünündeki Luna' nın babasının kolyesi akıllarına gelir. Aynı simge Dumbledore' dan Hermione ye kalan kitapta da vardır. Hep beraber Luna Lovegood' un evine giderler. Onları Xenophilius Lovegood karşılar. Onlara 3 sihirli nesne hakkında hikaye okur. Hikayedeki 3 sihirli nesne Mürver Asa, Diriltme Taşı ve Görünmezlik Pelerini' dir. Üç nesnenin ortak adı Ölüm Yadigarları' dır. Luna Lovegood Ölüm Yiyenler tarafından kaçırılmıştır ve Xenophilius, Harry' i onlara teslim ederse Luna eve dönebilecektir. Xenophilius Ölüm Yiyenleri çağırır ama Harry ve arkadaşları kaçarlar. Harry bu hikayeye inanmıştır.. Çünkü hiç kimsede görmediği tek kendisinde olan Görünmezlik Pelerini kendisindedir. Snitch' in açıldığını ve onun içindeki nesnenin' de Diriltme Taşı olduğunu tahmin eder. Ama Mürver Asa hakkında bir şey bilmez. Mürver Asa Dumbledore' un kullandığı asadır. Yani asa Dumbledore' un mezarındadır. Voldemort tüm bunları onlardan önce öğrenir ve Dumbledore' un mezarından en güçlü asa olan Mürver Asa' yı alır.

   Harry ''Voldemort'' dediği için Ölüm Yiyenler yerlerini öğrenirler ve onları esir alırlar. Malfoyların evine götürürler. Bir odaya kitlenirler. Odada Luna, asa yapımcısı Ollivander ve Gringotts Bankasında çalışan cin Griphook oradadır. Ev cini Dobby Harry ve esir düşmüşleri kurtarır. Fakat Bill ve Fleur' un evine ışınlanırken Bellatrix' in attığı bıçak onu öldürür. Harry, Dobby' nin cesedini defneder. Remus Lupin onları ziyarete gelir ve çocuğunun vaftiz babası olmasını söyler. 

   Diğer bir hortkuluk' un Gringotts Bankasında Bellatrix' in kasasında olduğunu düşünür. Cin Griphook ve çok özlü iksir sayesinde bankaya girip hortkuluk' u alırlar. Birkaç gün sonra Harry tekrardan Voldemort' un aklına girer. Fakat Voldemort bunu bilemez. Harry' Voldemort' dan son hortkuluk' un Hogwarts okulunda olduğunu öğrenir. Okula Albus Dumbledore' un kardeşi Aberforth Dumbledore sayesinde girerler. Voldemort ordusuyla beraber okula saldırır. Okulda kalıp savaşmak isteyen öğrenciler vardır. McGonagall bu öğrencilere savaşmak için izin verir. Diğer öğrenciler Voldemort' un ordularını oyalarlar. Harry ve arkadaşlarıda hortkuluk' u aramaya başlarlar. Ravenclaw hayaleti sayesinde hortkuluk' un yerini bulurlar. Bu oda ihtiyaç odasıdır. Harry odayı sonunda açar. Ama karşılarına Malfoy, Crabbe ve Goyle çıkar. Malfoy' un ekibinden birisi öğrendiği ateş büyüsünü yapar ama kontrol edemez ve kendisi ölür. Harry oda yanmadan önce hortkuluk' u bulmuştur. Fakat Gryffindor' un kılıcı olmadığından yok edemez. Sonradan aklına fikir gelir ve 5 sene önce girdiği Sırlar Odası' na girer. Orada öldürdüğü büyük yılanın iskeleti hala duruyordur. Yılanın dişinden birisini söker ve Ravenclaw' ın Kayıp Diademine batırır. Hortkuluk yok olur. 

   Birçok kişi ölmüştür. Harry' nin yakınlarından Ron' un ağabeyi Fred ve Remus Lupin ile eşi Tonks ölmüştür. Son bir hortkuluk kalmıştır. Bu hortkuluk Voldemort' un yılanı Nagini' dir. Harry Voldemort' un aklına girer ve yılanıyla beraber Bağıran Barakada olduğunu öğrenir. Oraya giderler. Voldemort Bağıran Barakada, Snape' i öldürür. Snape Harry' e ölmeden önce anılarını verir. Harry Snape' in anılarına bakmak için Müdür Odasına gider. Harry Snape' in kendi annesine küçüklükten beri aşık olduğunu öğrenir. Snape önceden Ölüm Yiyendir fakat Voldemort Harry' nin annesi Lily Potter' ı öldürmek için aramaya başlayınca Dumbledore' un tarafına geçmiştir. Snape' in kendisini bu seneye kadar fark ettirmeden koruduğunu ve Gryffindor' un kılıcını bulmasında yardım eden patronusu Snape' in yaptığını öğrenir. Dumbledore, Voldemort' un Malfoya kendisini öldürmek için görevlendirildiğini biliyordur bu yüzden Snape' den kendisini öldürmesini istemiştir. Bunlardan en önemlisi Voldemort' un bile bilmediği bir hortkuluk' un kendi içinde olduğu ve bu horkuluk' un yok edilmesi için Voldemort tarafından öldürülmesi gerektiğini öğrenir.

   Voldemort, Yasak Orman' da Harry' i bekler. Harry Voldemort' un yanına giderken diriltme taşı kullanır ve sevdiklerinin hayaletlerini bir kez daha görür. Voldemort' un yanına gidince Voldemort onu ''Avada Kedavra'' laneti ile vurur. Harry kendini tren istasyonu gibi bir yerde görür. Her taraf bembeyazdır. Orada Dumbledore ile bir müddet konuşur. Harry tekrardan hayata döner fakat belli etmez. Ölmemesinin sebebi Kılkuyrul Voldemort' u tekrardan eski haline getirirken Harry' nin kanını kullanmış olmasıdır. Voldemort' un damarlarında Harry' nin kanı dolaştığı için Voldemort Harry' i öldüremeyecektir. Voldemort sadece Harry' nin içindeki hortkuluk' u yok etmiştir.

   Hagrid Harry' i Voldemort' un zoruyla okula kadar taşır. Voldemort okulda herkese Harry' i öldürdüğünü ve artık bir umutları kalmadığını söyler. Fakat Hagrid' in dev kardeşi Grawp gelir ve ortalığı karıştırır. Etraf karışır Harry fırsatı değerlendirerek Görünmezlik Pelerinin üstüne giyer ve Voldemort' u takip etmeye başlar. Voldemort' dan ayrılan Nagini korumasız olduğundan Neville Gryffindor' un kılıcı ile Nagini' yi keser. Bütün hortkuluklar yok olmuştur. Voldemort artık ölümsüz değildir. 

   Voldemort, Molly Weasley' in Bellatrix Lestrange' i öldürdüğünü görünce ona saldıracakken Harry onu engeller. Herkes çok şaşırır. Voldemort' un elinde tuttuğu Mürver Asa aslında Harry' e itaat etmektedir. Voldemort' a bunu açıklar. Ama Voldemort aldırış etmez ve savaşmaya başlarlar. Voldemort ''Avada Kedavra'' laneti yapar fakat Harry asanın gerçek sahibi olduğu için büyü geri seker ve Voldemort yok olur. Harry Mürver Asayı Dumbledore' un mezarına tekrardan koyar. Artık savaş bitmiştir. Voldemort sonsuza kadar yok olmuştur.

   19 YIL SONRA: Harry, Ginny Weasley ile evlenmiştir. 3 çocukları olur. James Potter, Lily Potter ve Albus Severus Potter' dır. Ayrıca Harry, Lupin ve Tonks' un çocuğu' nun vaftiz babasıydı. Ron ve Hermione' de evlenmişler ve çok mutlu olmuşlardır. SON

J.K. Rowling

HARRY POTTER VE SIRLAR ODASI

J.K. Rowling

harry_potter_ve_sırlar_odası.jpg

HARRY POTTER VE SIRLAR ODASI

 Harry Potter yaz tatilini üvey ailesi Dursley’lerle birlikte geçirmiş, bu tatil onun için işkenceye dönmüş ve bir an önce okula dönmek istemektedir. Bu sıralarda Harry’nin odasında Dobby adında ev cini belirmiş ve Harry’e eğer okula dönerse başına kötü şeyler geleceğini, ölebileceğini söyler. Dobby Harry’i korumak için onun okula gitmesini engellemeye çalışır ama başarılı olamaz. Harry Potter okula geldiğinde esrarengiz olaylarla karşılaşmaya başlar. İlk olarak Harry Potter çatal dilinde sesler duyar. Ses Harry’i kendisine doğru çağırır. Daha sonra Harry’i koridorda yürürken sesi tekrar duyar.


Ses Harry’e “Kan kokusu alıyorum, öldüreceğim öldüreceğim” der. Ardından Harry’i koşmaya başlar ve Filch’in kedisini taşa döndüğünü ve duvarda “Sırlar odası açıldı” yazısını görür. Bu yazının üzerine düşen Harry Ron ve Hermione sırlar odasının gizemini araştırmaya başlar. 1000 yıl öncesinde okulu kuran 4 kişiden biri olan Salazar Slytherin’in okula alımlarda daha seçici olunması gerektiğini söylüyor sadece saf kan büyücü olan kişilerin okula alınması gerektiğini söylüyordu. Ama diğerlerini ikna edemeyince okuldan ayrıldı. Okulda gizli bir yer inşa ediyor ve varisi gelene kadar kapıyı mühürlüyor. Sadece varis kapısını açabilecek içindeki dehşeti ortaya çıkartacak ve saf kan olmayan büyücüleri temizleyecektir.

Okulda taşa dönüşen kişi sayısı artınca bakanlık Dumbledore’u görevden alır ve Hagrit’i sırlar odasını açmakla suçlayıp Azkaban’a gönderirler. Harry’i kızlar tuvaletinde bir günlük bulur. Günlüğün üstünde Tom Marvolo Riddle yazmaktadır. Bu günlükte hiçbir şey yazmaz ama bu günlük Harry Potter ile konuşur. Harry Potter sırlar odası hakkında ne bildiğini günlüğe sorar ama yanıt alamaz. Günlük onu 50 sene önceye götürür. 50 sene önce sırlar odası tekrar açılmış ve bir muggle aileye sahip büyücünün ölmesiyle sonuçlanmıştır.


Harry’nin gittiği anıda Tom Riddle adında bir büyücü Dumbladore ile konuşur. Dumbladore Tom’a eğer suçlu bulunmazsa okulun kapanacağını söyler. Bunun ardından Tom suçu Hagrit’in örümceğine atar ve konu böyle kapanır. İşler artık kontrolden çıkmıştır. Harry’nin yakın arkadaşı Hermione de taşa dönüşmüştür. Hermione hastanede yattığı zaman yanına Harry Potter gelir ve Hermione’yi görür. Hermione‘nin elinde de kütüphane bir kitaptan yırttığı sayfa vardır. Kağıtta basilisk yılanı hakkında bilgi vardır. Bu bilgi yılanın gözüne bakan kişinin öldüğü şeklindedir. Ama kimse yılanın gözüne doğrudan bakmadığı için ölmez taşa dönüşür. Bu ipucundan sonra canavar Ginny Weasley’i kaçırır.


Ginny Weasley kaçırılınca Dumladore görevinin başına tekrar geçer. Harry ve Ron sırlar odasına girişin kızlar tuvaletindeki çeşmede olduğunu öğrenir. Harry Potter çeşmeye çatal dilinde konuşur ve gizli geçit açılır. Buradan içeri doğru girerler. İçeri girdiklerinde tavan çöker ve Harry’i artık yalnız ilerlemek zorunda kalır. Yılanlı kapıdan geçtikten sonra Ginny Weasley’i görür.

Ginny yerde hareketsiz yatmaktadır. Harry hemen yanına doğru gider. Bu sırada içeri Tom Rİddle anı şeklinde girer. Harry Tom Riddle ile konuşmaya başlar. Tom Riddle’ın Salazar Slytherin’in varisi olduğu sırlar odasını 50 sene önce onun açtırdığını ve şimdi de Ginny’i günlüğü kullanarak kandırdığını ve sırlar odasını açtırdığını öğrenir. Hepsinden önemlisi Salazar Slytherin’in varisi Tom Riddle’ın Voldemort olduğunu öğrenir. Tom Riddle Basiliks’i Harry’i öldürmesi için yuvasından çağırır.

Harry Basiliks’den kaçarken ayağı takılır, yere düşer. Basiliks Harry’İ öldürmek için davrandığında Fawkes adlı anka kuşu gelir ve yılanın gözlerini oyar. Daha sonra Fawkes tekrar gelir. Bu sefer pençelerinde seçmen şapka vardır. Fawkes Harry’e seçmen şapkayı bırakır. Seçmen şapkanın içinden Gryffindor’un kılıcı çıkar. Bu esnada Tom Rİddle Harry’e Ginny’i öldürdükten sonra anı olmaktan çıkacağını kanlı canlı bir şekilde geri döneceğini söyler. Harry Basiliks ile savaşırken kılıcı Basiliks’e saplar.


Basiliks’in dişi Harry’nin koluna saplanmıştır. Basiliks’in zehri Harry’nin vücuduna yayılırken Harry Basiliksin dişini kolundan çıkarır ve Voldemort’un anı olarak yaşadığı Tom Rİddle’ın günlüğüne doğru batırır. Tom Riddle’ın günlüğü ve anısı yok olur. Zehir Harry’nin vücudunda dolaşırken Fawkes tekrar gelir. Göz yaşını Harry’nin koluna doğru akıtır. Harry’nin kolu iyileşir çünkü Anka Kuşlarının göz yaşları iyileştirici etkiye sahiptir. Ginny, Harry ve taşa dönüşen herkes kurtulur. Haggrit’in suçsuz olduğu anlaşılınca Azkaban’dan çıkar. Harry Dumladore ile konuşurken Dumbladore Harry’e Voldemort’un yara izini bıraktığı gün Harry’e bazı güçlerini aktardığını o yüzden Harry ile Voldemort arasında benzerlik bulunduğunu söyler.

J.K. Rowling

HARRY POTTER VE ZÜMRÜDUANKA YOLDAŞLIĞI

J.K. Rowling

harry potter ve zümrüduanka yoldaşlığı.j

HARRY POTTER VE ZÜMRÜDUANKA YOLDAŞLIĞI

Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’nda beşinci yılını bekleyen Harry Potter, Dursley ailesiyle geçirdiği yaz tatili boyunca ne sınıf arkadaşlarından ne de en yakın dostları Ron Weasley ve Hermione Granger’dan tek bir mektup almıştır. Bu yüzden Harry için yaz uzun ve yalnız geçmiştir.
Yaz tatili için teyzesi ve eniştesi ile birlikte kalırken ruh emicilerin saldırısına uğrar. Harry kendisini ve kuzeni Dudley’i koruyabilmek için bir Patronus büyüsü yapar. Bu olaydan hemen sonra Harry, teyzesinin komşusu Arabella Figg’in bir kofti olduğunu ve Dumbledore tarafından onu korumak için görevlendirildiğini öğrenir. Genç Yaşta Büyücülüğün Makul Kısıtlanması Kararnamesi’nden dolayı Sihir Bakanlığı, Harry’i bir duruşmaya çağırır ve belki de Harry Hogwarts’dan atılacaktır.
Bir gece Dumbledore emriyle aralarında Alastor ‘Deli-Göz’ Moody, Kingsley Shacklebolt ve Nymphadora Tonks’un da bulunduğu bir grup Seherbaz (Kara büyücü avcıları) Harry’nin kapısına gelip, Dumbledore’un, Sihir Bakanlığı’nda resmi bir temyiz duruşması ayarladığını söyleyerek, genç büyücüyü apar topar Harry’i, vaftız babasının Grimmauld Meydanı 12 numaradaki evine götürürler. Bu ev aynı zamanda Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nın gizli karargâhıdır. Sirius toplantılar için ailesinin evini Zümrüdüanka Yoldaşlığı’na açmıştır. Harry, Moody’nin gösterdiği eski fotoğrafla annesiyle babasının da Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nın ilk üyelerinden olduğunu ve şu anki örgüt üyeleri arasında Molly ve Arthur Weasley’nin, Remus Lupin’in, Severus Snape’in ve şaşkınlık ve memnuniyetle karşıladığı vaftiz babası Sirius Black’in de bulunduğunu öğrenir. Harry’nin duruşmadaki tek umudu, genç büyücünün temelli gitmesini istemek için kendince sebepleri olan Sihir Bakanı Cornelius Fudge’ın yönettiği kurmaca mahkemede kendini savunmaktır. Harry, büyük ölçüde Hogwarts’ın emektar müdürü Albus Dumbledore’un müdahalesiyle ve tanık Arabella Figg sayesinde suçsuz bulunarak Fudge’ı çok üzer, ama ilk kez okuluna dönerken kaygılı ve huzursuzdur.
Hogwarts’a dönüşünde, Harry hem şüpheli bakışlar, hem de Gelecek Postası’nın Harry’nin soyadını Potter’dan “Plotter”a (entrikacı) çevirerek attığı başlık ve Lord Voldemort’un dönüşüyle ilgili yalan söylediği suçlamasıyla karşılaşır. Kendini yalnız ve dışlanmış hisseden Harry, Ron ve Hermione’nin yardım ve destek önerilerine bile ayak diretir çünkü yaşadıklarını kimsenin anlayamayacağını düşünmektedir, en yakın arkadaşlarının bile.
Hogwarts’ta yeni okul yılının başında öğretmen kadrosuna yeni bir isim eklenmiştir. Dumbledore’un tüm karşı çıkışlarına rağmen sihir bakanı Cornelius Fudge, Dolores Umbridge’ı okula Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersi öğretmeni olarak atar. Dolores Umbridge aynı zamanda bakanlığın casusudur. Hogwarts öğrencileri Dolores Umbridge’in gözlerini diktiği tek hedef değildirler. Öğretmenler de onun utanç verici saldırılarından paylarını alırlar. Kehanet öğretmeni Sybill Trelawney, Büyü öğretmeni Flitwick ve Hagrid Umbridge’in standartlarının altında kalır. Daha sonra Umbridge’e okul kurallarını keyfine bağlı olarak değiştirme yetkisi verilir. Profesör Umbridge, Hogwarts’ta gitgide artan gücünü kullanırken, yeni ve her biri bir öncekinden daha katı kararnameler gelmektedir. Hemen hemen her gün, yeni bildiriler Hogwarts’ın taş duvarlarına asılarak, Umbridge’in düzene aykırı bulduğu ne varsa yasaklamaktadır.
Harry, Ron ve Hermione’nin teşviğiyle bazı öğrencilere Karanlık Sanatlar’a karşı kendilerini korumaları için gerekli büyüleri öğretmeye başlar. Bu öğrenciler Ginny’nin fikriyle kendilerine “Dumbledore’un Ordusu (DO)” adını takar. Toplantılarını ev cini Dobby’nin fikriyle İhtiyaç Odasında yapmaya başlarlar. Toplantılara Harry’nin hoşlandığı Cho Chang’de katılır. Noel tatilinde önceki toplatılarından sonra çıkıştı Harry’nin hayatındaki ilk öpüşme gerçekleşir.
Hagrid’in derslerinden birinde iskelet kanatlı Testral’leri işlerler.At özellikleri taşısalar da kesinlikle at olmayan bu yaratıklar at ile ejderhanın ilginç bir karışımını andırmaktalar ve sadece ölüme birinci derecede tanıklık etmiş kişiler tarafından görülebilirler. Cedric’in ölümüne tanık olan Harry, kendilerini Hogwarts’a taşıyan faytonları çekenlerin Testral’ler olduğunu ilk kez görür. Küçük bir çocukken, annesinin ölümüne tanık olmuş olan Luna Lovegood da onları görebilmekte ve bu zarif yaratıkları dostları kabul etmektedir. Harry ve Luna dışında herkes için görünmez olsalar da, Testral’ler, Dumbledore’un Ordusu’nun genç büyücülerini cesaretlerini, ve cephanelerine yeni kattıkları her büyüyü sınayacak olan ilk savaşlarını yapacakları yere götürmekte yeri doldurulamaz bir görev üstlenmiştirler.
Hagrid’in okuldan atılmasının yaklaştığını hissederek Harry ve Hermione’ye okula geç gelmesinin sebebi olan üvey kardeşi Grawp’ı gösterir ve kendi gittiğinde kardeşine onların bakmasını söyler. Hagrid Grawp’ı yasak ormanda saklamaktadır.
Harry bir gece korkunç bir kabustan uyanır. Duruşma için Bakanlığa gittiğinde gördüğünü hatırladığı bir kapının ardından Sirius’a saldırıldığını görmüştür. Aslında kabusun onu Bakanlığa çekmek için kullanılan bir tuzak olma ihtimalinin farkındadır ama bu riski göze alacaktır. Sirius artık onun tek ailesidir. Bunun üzerine Harry ve Dumbeldore’nin Ordusu elemanlarından Hermione Granger, Ron Weasley, Ginny Weasley, Neville Longbottom, ve Luna Lovegood, Sirius’u kurtarmaya giderler. Sihir Bakanlığı’ndaki Gizem Departmanı’na vardıklarında, altı genç büyücü Kehanet Salonu’na yönelirler. Burası görünüşe göre her biri birer cam küreye konmuş ve sonra da sıra sıra uzanan raflarda dosyalanmış sayısız kehanetle dolu, uçsuz bucaksız bir odadır. Harry, birden bire Kehanet Salonu’nu daha önce gördüğünü hatırlar, ama numaralandırılmış raflar arasında gezdikleri sırada esas büyük keşfi yapan kişi Neville olur: Cam kürelerden birinin üzerinde Harry Potter yazdığını görür.Kehanetin, kendisi ile Lord Voldemort arasındaki bağlantının anahtarı olduğunu bilmeyen Harry küreyi eline alır. Öğrenciler, Voldemort’un ölüm yiyenleri tarafından Esrar Dairesi’nde kurulan tuzağa düşerler. Zümrüdüanka yoldaşlığı elemanlarının takviyesi zamanında yetişmesine rağmen, Sirius, kuzeni Bellatrix Lestrange tarafından öldürülür. Voldemort ortaya çıkar ve Harry’e ölümcül lanetler göndermeyi dener. Fakat Dumbledore da zamanında ortaya çıkar ve Harry’i korur. Voldemort, Bellatrix Lestrange ile birlikte ortadan kaybolur fakat sihir bakanlığı artık Voldemort’un döndüğüne inanmıştır. Harry ve Dumbledore temize çıkmıştır.

J.K. Rowling 

HARRY POTTER VE ATEŞ KADEHI

J.K. Rowling

harry_potter_ve_ateş_kadehi.jpg

HARRY POTTER VE ATEŞ KADEHI

Harry Potter, rüyasında Voldemort, Peter Pettigrew ve daha önce görmediği bir adamı görür. Rüyada Voldemort insan bedeninde değildir. Voldemort Harry’nin tanımadığı adama Harry’i getirmesini söyler. Ron, Harry’i Dünya Quidditch Finaline çağırır. Her şey yolunda giderken ölüm yiyenler belirir. Ölüm yiyenler Muggleları terörize eder ve gökyüzünde karanlık işaret belirir. Harry, Sirius Black’e bir mektup yazar ve olaylardan bahseder. Bu sene iki farklı okulu misafir edecek Hogwarts’da üç büyücü turnuvası düzenlenecektir. Her okuldan yalnızca bir öğrenci seçilecektir. Seçilen öğrenci okulunu temsil edecektir. Bu yarışma için üç farklı okul bir araya gelmektedir.


Bu okullar Beauxbatons, Durmstang ve Hogwarts’dır. Turnuvaya katılan öğrenciler üç zor görevi yerine getirmek zorunda. Ayrıca 17 yaşından küçük olanların turnuvaya katılmaları yasaklandı. Turnuvaya katılmak isteyen öğrenciler isimlerini bir kağıda yazıp ateş kadehine atmak zorunda. Bu sene okula Alestor Moody adında, Dumbledore’un ricası üzerine yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocası gelmiştir. Perşembe gününün sonunda Ateş Kadehi yazılan isimler içinden üç tane isim seçer. Beauxbatons’dan Fleur Delacour Durmstang’dan Viktor Krum Hogwarts’dan Cedric Diggory. Ama Ateş Kadeh’i son anda bir isim daha seçer, Harry Potter.

Kimse bu olaya anlam veremez çünkü Harry Potter 14 yaşındadır. Kuralsa kesindir: Ateş kadehinden çıkan isim yarışmakla yükümlüdür. Bu olaydan sonra Harry ve Ron’un arası açılır. Ron, Harry’nin ismini nasıl attığını söylemediği için konuşmamaktadır. Ama Harry hiçbir şeyden haberi olmadığını, ismini yazmadığını söyler. Sirius Black kendisini közde ortaya çıkarır ve Harry ile konuşur. Harry’e Profesör Karkaroff’un eskiden ölüm yiyen olduğunu; insanların kolay kolay değişmeyeceğini, dikkat etmesi gerektiğini söyler. Hagrid, Harry’e ilk yarışmanın ejderhalarla ilgili olduğunu söyler. Bu ilk görevdir.


Ejderhanın koruduğu yumurta olmadan bir sonraki göreve geçemezler. Harry, iyi uçmasını kullanarak ejdehanın koruduğu yumurtayı alır. Böylece ilk görevi bütün büyücüler başarıyla tamamlar. Harry ve Ron arasındaki buzlar da erimiştir. Harry yumurtadaki sırrın ne olduğu üzerine düşünürken, Cedric 5. kattaki öğrenci başkanları banyosunda yumurtayla sıcak suyun altında düşünmesini söyler. Harry, yumurtayla beraber suyun altına dalar ve ipucunu yakalar. Harry’nin Karagölde bir şeyler araması gerekmektedir. Bu yüzden nefesini 1 saat tutmak zorunda. Bu sebeple Nevil’dan yardım ister ve Nevil ona galsam otu verir.

Yarışma günü geldiğinde Harry galsam otunu kullanır. Galsam otunu kullanınca solungaçları çıkar. Suyun altında çeşit çeşit canavarlarla karşılaşır. Fleur Delacour bu ürpertici şeylere fazla dayanamaz ve yarışmadan geri çekilir. Karagöl’ün altına yarışmacıların değer verdiği insanlar gizlenmiştir. Hermione ve Ron da suyun altındadır. Hermione’i Viktor Crum çıkartır. Ron ve Fleur Delacour’un kız kardeşi hala suyun altındadır. Harry ikisini çıkarmak ister ama sadece birini çıkartabilir. Ama Harry Potter ne yapar eder sonunda ikisini de çıkarmayı başarır. Bu yüzden 1. olma şansını yitirir ve 3. olur. Hakem kararıyla Harry’nin bu tutumu sebebiyle 2. yapılır. Harry Dumbledore’un odasına girdiğinde Düşün Seli’nde bir anı görür. Bu anı Dumbledor’un anısıdır. Bu anıda Karkaroff yargılanmaktadır.

Karkaroff i serbest kalmak için birkaç isim verir. Önemli bi isim vermediği için Azkaban’a götürülecekken onlara mahkeme başkanının oğlu Barty Crouch Jr’dur. Barty Azkaban’a gönderilir. Karkaroff ise serbest kalır. Harry gördüğü rüyada tanımadığı kişinin Barty Crouch olduğunu öğrendi. Severus Snape ise Harry’i çok özlü iksir yapmak için kendi malzemelerinden çalmakla suçlar. Üç büyücü turnuvasında artık sona yaklaşılır. Üç büyücü kupası bir labirentin içine gizlenir. Bu kupayı ilk bulan kişi kupanın sahibi olacak. Daha yüksek puanları olduğu için içeri ilk olarak Cedric ve Harry Potter girer. Victor Krum, Fleur Delacour’un elenmesine neden olur. Sona iyice yaklaşıldığında Cedric ile Krum birbirlerine büyüler savurur sonuç olarak Krum bayılır.


Harry ve Cedric kupayı görür. Kupa tam önlerindedir. Rekabet içinde kupaya koşmaya başlarlar. Cedric’in ayağı takılır yere düşer. Harry kupaya uzanmaz Cedric’e yardım eder. Aynı anda tutarlar kupayı. Kupa bir tuzaktır ve Harry’nin daha önce rüyasında gördüğü mezarlığa açılır. Peter Pettigrew, elinde Voldemort’un insana benzemeyen bedeniyle gelir. Cedric’i öldürür. Harry’nin kanını da kullanarak Voldemort’u yeniden bir bedene kavuşturur. Voldemort yeniden bedene kavuşunca işaret gönderir ve ölüm yiyenleri toplar. Ölüm yiyenlerden biri de Lucius Malfoy’dur. Harry Potter ve Voldemort düelloya tutuşurlar. İkisinin asası aynı anka kuşunun tüyünden olduğu için ortada kenetlenirler. Asadan Harry’nin annesinin, babası nın ve Cedric’in ruhları belirir.


Bunlar Voldemort’u oyalarken Harry’i Cedric’in cesedini alarak okul arazisine döner. Voldemort’un geri döndüğünü söyler. Profesör Moody, Harry’i odasına çıkartır. Olayın nasıl olduğunu sorar. Harry’i mezarlıktan bahsetmeden Moody mezarlıktan bahseder ve orada Harry bir şeylerin yanlış olduğunu anlar. Moody Harry’i öldürecekken içeri Severus, Dumbledore Mcgonagall girer. Moody’e bir iksir içirirler ve doğruları söylemeye başlar. Barty Crouch Jr,Moody’nin kılığına girmiş Moody’i hapsetmiştir. Bakanlık olayı gizlemeye çalışsa da Dumledore Voldemort’un geri döndüğünü ve Cedric’i öldürdüğünü söyler.

J.K. Rowling 

HARRY POTTER VE MELEZ PRENS

J.K. Rowling

harry potter ve melez prens.jpg

HARRY POTTER VE MELEZ PRENS

Büyücüler dünyasında devam eden kargaşa artık Muggle'ların dünyasını da etkilemeye başlamıştır. Harry Potter, Hogwarts'taki altıncı yılını Feci Yorucu Büyücülük Sınavlarına hazırlanarak geçireceğini düşünmektedir. Artık Quidditch takımının da kaptanıdır. Ancak Diagon Yolu'ndaki okul alışverişi sırasında Draco Malfoy'un bir şeyler çevirdiğini fark eder. Lord Voldemort'un geçmişiyle ilgili pek çok bilinmeyen ortaya çıkarken bir yandan da Malfoy'un neyin peşinde olduğunu öğrenmeye çalışan Harry'yi yine zor günler beklemektedir.

Harry Potter ve Melez Prens'te de, dizinin ilk beş kitabında olduğu gibi, geçmişte sorulmuş pek çok sorunun yanıtını veren J. K. Rowling okuyucuyu yeni sorularla, Harry Potter'ı da yeni sorunlarla baş başa bırakıyor.

J.K. Rowling 

HARRY POTTER VE AZKABAN TUTSAĞI

J.K. Rowling

0000000107298-1_edited.jpg

HARRY POTTER VE AZKABAN TUTSAĞI

Harry , o yaz tatilini Dursley ailesinin yanında geçirirken eniştenin ablası  Marge de bu aileye misafir gelmiştir.  Marge adlı misafir Harry’in anne ve babası hakkında kötü şeyler söylemiş Harry ‘de onu bir balona çevirmiş ve evden ayrılmıştır.  Evden ayrılan Harry bir köpekten korkarak büyülü otobüse binip cadıların dinlenme yeri olan için Çatlakkazan’a gitmeye karar verir.  

Bu büyülü otobüste eline geçen bir gazetede Voldemort’un destekçisi bir mahkûmun Azkaban tutsağından kaçtığı haberini okumuştur. Çatlakkazan’a geldiğinde Azkaban’dan kaçan Sirius Black adlı mahkûmun kendisini öldürmek için hapisten kaçtığını da öğrenir.

Büyücüler okulu tekrar açılacağı için Harry, Ron ve Hermione okula gitmek için trene binerler. Fakat aniden her taraf buz kesilir ve trenin içine ruh emici girerek Harry’nin ruhunu emmek için saldırır. Fakat Profesör Lupin ‘de oradadır ve ruh emiciyi kovalar. Ruh emiciler Azkaban muhafızlarıdır ve kaçak mahkûm Sirius Black’i yakalamaya çalışmaktadırlar.

Okula geldiklerinde Hagrid’in Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersi’ne girmişlerdir. Bu derste Şahgaga adındaki çok gururlu yaratıklar olan Hipogrifler anlatılmaktadır. Harry hipogrif ile dost olmuştur. Ama Malfoy, bu yaratığı Harry’den kıskanmış, Şahgaga’da  Malfoy’a vurmuştur.  Bu arada Harry, kaçak mahkûm Sirius’un yakınlarındaki bir kasabada görüldüğünü öğrenir.  Üstelik Harry, kaçak mahkûm Sirius Black’in vaftiz babası olduğunu ama Harry’in ailesine ihanet ederek ailesinin yerini Voldemort’a haber veren kişi olduğunu da öğrenmiş olur. Yani bu kaçak mahkûm aynı zamanda Harry’in ailesinin ölümüne neden olan ve Veldemort’a ailesini öldürmesi için yardım eden kişidir

 Harry, bunun üzerine ruh emicileri kovan Patronus büyüsünü de öğrenir. Harry,  ailesinin ölümüne vesile olan Sirius Black’i bulmak için çapulcular haritasını da ele geçirir.  Fakat bu haritayı Profesör Snape’e yakalatır. Bu sırada Malfoy’un babasının ısrarı üzerine Şahgaga ölüme mahkûm edilmiştir. Bu sırada Harry, Ron ve Hermione , kaçak mahkum Sirius Black ile karşılaşırlar.

Bunun üzerine Harry, hemen Sirius Black’e saldırmış ama Profesör Lupin içeri girerek Harry’in elinden asasını alıp gerçeği anlatmıştır. Prof Lupin ve kaçak mahkûm Sirius aslında Harry’nin babasının en yakın arkadaşlarıdır. Sirius, Harry’nin anne ve babası öldüğü için büyük bir üzüntüye kapılmıştır. Harry’in anne ve babasının ölümüne neden olan asıl kişi ise Pettigrew’dir.  Bunun üzerine Harry, ailesinin ölümüne neden olan. Peter Pettigrew’i öldürmeye kalkışır ama Peter kendini bir fareye çevirip Sirius’un suçlu olduğunu söyleyip oradan kaçar.  Harry ve arkadaşları Peter’i Azkaban’a göndermek için yola çıkarlar ama Profesör Lupin bir kurt adamdır ve Dolunay çıktığında Kurt adama dönüşmektedir. Akis gibi dolunay Çıkmış ve Prof. Lupin, Kurtadama dönüşmüştür.

Üstelik Kurtadama dönüştüğünde kimseyi tanıyamamakta ve gördüğüne saldırmaktadır. Lupin , Kurtadama dönüştüğünde Sirius Black  yaralanır ve göle doğru yuvarlanır. Lupin, bu defa  Harry’e saldırır ama  bir kurt sesi duyunca  Lupin, o kurda doğru yönelir. Oradan kaçan  Harry ‘de Sirius’un yanına gider. Tam bu sırada da ruh emiciler gelir ve Harry ile Sirus’un ruhunu emmeye başlamışlardır. Tam ölecekleri sırada patronus büyüsü yapılır ve kurtulurlar.

Sirius tekrar Azkaban’a gönderilmiş, Hermione de masum olanları kurtarmak için zamanı geri almaya karar vermiştir. Bu nedenle ilk önce Şahgaga’nın öldüğü dakikaya giderler. Önce Şahgaga’yı kurtarırlar. Ardından Lupin’in gelecekteki kendilerine saldıracağını da bildiklerinden. Kurt sesi çıkartarak Lupin’i de engellemiş olurlar.

 

Ardından Hermione ile birlikte Şahgaga’nın sırtına binip Azkaban’a giderek Sirius’u kurtarırlar. 

J.K Rowling

ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK

John Boyne

0000000240127-1_edited.jpg

ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK

Çizgili Pijamalı Çocuk, İrlandalı çocuk kitapları yazarı John Boyne'in ilk kez 2007 yılında yayımlanmış olan kitabıdır. Kitap bir çocuk kitabı niteliği taşısa da, yayınlandığı yıldan itibaren her yaştan okurun ilgisini çekmeyi başarmış. Aynı zamanda benim de çok beğendiğim bir kitap oldu. Kitabın en dikkat çekici özelliğinin işlediği konu olduğunu düşünüyorum. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya'sında yaşayan bir çocuğun hikayesini anlatan kitap, bitirdiğinizde günlerce etkisinden kurtulamayacağınız türden. Bir çocuk kitabı olduğundan kitabın dili oldukça sade ve basit. Bu nedenle de hem çok akıcı ve sürükleyici, hem de başladığınızda bitirmeden başından kalkamayacağınız bir kitap. Her yaştan okura kesinlikle tavsiye ederim. Kitabın kısa özeti ise şöyle:

Bruno, Almanya'nın Berlin kentinde "Umutsuz Vaka" olarak nitelendirdiği on iki yaşındaki ablası, annesi ve bir Nazi subayı olan babasıyla beş katlı bir evde yaşayan dokuz yaşındaki bir çocuktur.

Bir gün Führer -Bruno adını Fury sanmaktadır- Bruno'ların evine akşam yemeğine gelir. Anne ve babası çok heyecanlıdır, çünkü görünüşe göre Fury önemli biridir. O akşam yemeğinden sonra Bruno babasının işinde terfi ettiğini, bu yüzden Out-with (Auschwitz) denen bir yere taşınacaklarını öğrenir. Buna çok üzülür, çünkü oturdukları çevreyi ve arkadaşlarını çok sevmektedir.

Out-with'e taşıdıklarında, eve birçok asker girip çıkmaya başlar. Bruno bundan oldukça rahatsız olmaktadır çünkü askerleri hiçbir zaman sevmemiştir. Her gün bir öğretmen evlerine gelmekte, ablası ve Bruno'ya bazı dersler vermektedir. Öğretmenleri tarih dersine önem verse ve sanat ile okumayı zaman kaybı olarak görse de, Bruno macera kitapları okumayı çok sevmekte ve tarihten nefret etmektedir. Fakat ablası öğretmenleri ve yaşadıkları yerin de etkisiyle, tam bir Naziye dönüşmektedir. Bruno çok yalnızdır, evlerinin çevresinde bir tek ev bile yoktur ancak bahçenin etrafındaki tel örgütlerin ardında hepsi birbirinin aynı çizgili pijamaları giyen binlerce adam ve çocuk vardır. Bruno tüm bunları odasındaki pencereden görmüştür.

Bruno bir gün, okuduğu macera kitaplarının da etkisiyle bahçede bir keşif gezisine çıkmaya karar verir. Tel örgülerin yanı boyunca epey bir yol aldıktan sonra, örgünün diğer tarafında yere çökmüş oturan çizgili pijamalı ve kafası tıraş edilmiş bir çocuk görür. Çocuk çok zayıf ve hayli üzgün görünüşlüdür. Bruno da tel örgülerin kendi tarafına aynı diğer çocuk gibi oturur ve çocukla sohbet etmeye başlarlar. Çocuğun adının Schmuel olduğunu öğrenir. Kısa bir süre sonra Bruno'nun her öğleden sonra tel örgü boyunca yürüyüp yere oturarak Schmuel ile sohbet etmesi bir rutine dönüşmüş, ikisi çok iyi iki arkadaş olmuşlardır. Bazen mutfaktan alıp cebine sıkıştırdığı yiyecekleri Schmuel'e götürmektedir, çocuğun yüzündeki mutluluğu gördükçe kendi de mutlu olmaktadır. Bruno Out-With'e taşınmadan önceki en iyi arkadaşlarını artık o kadar da özlemiyor, hatta isimlerini bile hatırlayamıyordur. Artık en iyi ve tek arkadaşı Schmuel dir.

Zaman geçtikçe çevrelerinde askerlerden başka hiç kimse bulunmadığından yakınmaya başlayan ve böyle bir çevrede iki çocuk yetiştirilemeyeceğini söyleyen Bruno'nun annesi, babasına Berlin'e geri dönmek istediğini söyler. Babası ilk duyduğunda bunu kabul etmese de, sonraları bunun mantıklı bir fikir olduğunu, herkesin orada daha mutlu olduğunu kabul eder. Böylece yeniden taşınma hazırlıklarına başlarlar. Fakat ne var ki Bruno Berlin'e geri dönmeye o kadar da hevesli değildir. Schmuel'den ayrılmak istememektedir.

Taşınmadan bir gün önce, Bruno Schmuel'i görmeye gittiğinde, onu olduğundan daha da üzgün bir halde bulur. Söylediğine göre babası çalışmaya götürülmüş, sonra da geri dönmemiştir. Bunun üzerine Bruno'nun da o çizgili pijamalarla giyerek beraber Schmuel'in babasını aramalarına karar verirler. Fakat saatlerce araştırmalarına rağmen babasından bir iz bulamazlar. Tam Bruno'nun eve geri döneceği sırada askerler etraflarını sarar ve yürüyüşe götürüleceklerini söylerler. İkisinin de yürüyüşün ne olduğu konusunda bir fikri yoktur. Fakat Bruno da Schmuel de o yürüyüşten bir daha geri dönmezler.

John Boyne

CHARLIE'NIN ÇIKOLATA FABRIKASI

Roald Dahl

0000000064085-1_edited.jpg

CHARLIE'NIN ÇIKOLATA FABRIKASI

Charlie fakir bir çocuktur. Yatalak olan dedesi, baba ve annesi ile birlikte  harap ve küçük bir evde yaşamaktadır. Charlie’nin evlerinin yanında dünyaca ünlü olan  bir çikolata fabrikası vardır.  Fakat bu fabrika yıllardır kapalıdır. Fabrikanın sahibinin adı ise Willy Wonka’dır. Caharlie bu fabrikanın içini gezip görmek istemekte ve  fabrikayı çok merak etmektedir.

 

Caharlıe’nın evine çikolata alınamamaktadır. Ailesi ona çikolota alamayacak kadar fakirdir. Ona sadece  yılda bir kez o da doğum günlerinde bir çikolota hediye edilebilmektedir.

 

 Büyükbabası  Joe ona  sık sık Wılly Wonka ve onun gizemli  hayatı hakkında hikâyeler anlatmaktadır. Bu hikâyeleri dinleyen Charlıe’nin çıkolota fabrikası ve Wonka’ya karşı olan merakı ha d safhaya ulaşmıştır. O sıralarda yıllardır kapalı olan fabrika yeniden  açılm ış ve üretime başlamıştır.

 

Fabrikasını üretime geçiren Willy Wonka  ve fabrikası hakkında  gazetelerde şöyle bir söylenti  çıkar. Willy Wonka  beş çikolata ambalajının altına altın bilet saklamıştır. Altın biletleri bulan  beş çocuk fabrikaya girme hakkına sahip olacak ve içlerinden biri hayallerinin ötesinde bir dünyaya kavuşacaktır. Üstelik bu beş çocuk arasından seçilmiş olan birisi Willy Wonka ‘nın varisi olacaktır.

Charlie ise çikolata alamayacak kadar fakirdir. Fakir olmalarına rağmen o fabrikaya girmek için elinden geleni yapmaya karar vermiştir.  Caharlie’ye doğum gününde doğum gününde  ailesinin ona aldığı çikolata boş çıkmış, hayalleri suya düşmüştür.  Fakat bir gün yerden bir para bulur. Hemen koşarak gidip bir çikolata  satın alır. Bu  defa aldığı çikolatanın içinden  altın bileti bulur.

Böylece fabrikayı gezme şansın sahip olan beş çocuktan birisi olmaya hak kazanmıştır. Charlie fabrikaya büyükbabasıyla birlikte girer. Çünkü büyükbabası daha önce o fabrikada çalışmıştır. Fabrikaya Charlie gibi dört çocuk daha gelmiştir.. Bu çocuklar: Veruca, Violet, Augustus ve Mike’dır.

 

Charlie diğer çocuklardan daha akıllı ve tok gözlüdür.. Çocuklar fabrikayı dolaşmaya başlamışlar  Wonka onları Umpa-Lumpa’larıyla tanıştırmıştır. Bu çocular içindeki açgözlü  Augustus çikolata gölüne gider ve göle düşer. Daha sonra Augustus’u bir makine  çikolata süzme yerine götürüp kaybetmiştir.

 

Geriye kalır  dört  çocuk kalmıştır. Sakız çiğnemeyi çok seven Violet ise Wonka’nın icadı olan doyurucu sakızı çiğner ve lastik bir  çocuk haline dönüşür. Veruca ise fındık kemiren sincapları görmüş ve çalışkan sincaplardan birini almak istemiştir.  Ama sincaplar   buna izin vermez ve onu çöplerin gönderildiği yere düşürüp çöp yaparlar.

 

Mike ise teknolojik aletleri seven bir çocuktur. Wonka çikolata ışınlama televizyonunu onlara tanıtırken Mike televizyona atlar ve ışınlanmak ister. Işınlandıktan sonra Mike devasa bir insan olur ve kâğıt kadar ince bir hal alır.

 

Geriye tek Charlie kalmıştır. Wonka ile  Caharlie, Charlie’lerin yaşadığı tahta barakalı evlerine giderler. Wonka, Charlie’ye : “Ya aileni bırakıp fabrikaya sahip olacaksın, ya da ailenle sefalet içinde yaşayacaksın. Seçim senin “ der. Charlie bu teklifi hiç düşünmeden reddeder. Wonka kulaklarına inanamaz. Çünkü Charlie hiçbir çocuğun reddedemeyeceği bir teklifi reddetmiştir.

Wonka’ ise iflas etmeye başlar. Charlie’nin babası ise çok iyi bir iş sahibi olmuş  iyi bir maaş kazanmaya başlamıştır. Charlie ve ailesi fakirlikten kurtulmuş mutlu ve mesut bir şekilde yaşamaya başlamıştır.  Bir gün ayakkabısını boyadığı bir adamla Wonka ve fabrikası hakkında  konuşurken Charlie onun Willy Wonka olduğunu anlamış ve üzülmüştür. Caharlie Bay Wonka’ya bir tavsiyede bulunur. İyi çikolatalar üretebilmesi için dişçi olan babası ile görüşmesi gerektiğini önerir. Wonka bu öneriyi kabul edince  Charlie ile beraber  Charlie’nin babasının yanına gider.  Babası ilk gördüğünde Wonka’yı tanınmamış ama sonradan dişlerine bakarak onun Bay Wonka olduğunu anlamıştır. Ailenin hayattaki en  önemli şey olduğunu anlayan Wonka,  Wonka teklifini değiştirerek Charlie’ye hem fabrikada çalışabileceğini hem de ailesini görebileceğini söyler. Charlie’nin ailesi de artık Wonka’yı benimsemiş ve hep beraber fabrikada yaşamaya başlamışlardır.

Roald Dahl

VANILYA KOKULU MEKTUPLAR

Sevim Ak

wi_500.jfif

VANILYA KOKULU MEKTUPLAR

Eylülün son günleridir. Günler iyice kısalmaya başlamıştır. Dostumuz Kıymık bugünlerde aklını havayı erkenden karartan suçlu ile bozmuştur. Suçlu dediği ise gökyüzünde bulutların arasında oturan, her gün gündüzden bir dakika çalıp geceye ekleyen terzidir.

Kıymık; kızıl-sarı saçları gözlerinin içine giren, burnunun üstü çillerle kaplı, kısacık boylu, zayıf, anne ve babasının tek çocuğu, anneannesinin tek torunudur. Kıymık'ın gecelerle alıp veremediği ise anneannesi ile geçirdiği zamanlardır. Anneannesi yaşının ilerlemesi ile ağrıları artmış, hayatla bağını koparmıştır.

Kıymık bir gün gazete de felçli bir adama kitap okumak için birinin arandığını görür ve gitmeye karar verir. Eğer işi alırsa ilk parası ile çikolata almayı ve Baldudak'ı sinemaya götürmeyi düşünür. Baldudak kim mi? Baldudak; Kıymık'a göre sınıfında ki en güzel kızdır. Sarı saçlı, pembe yanaklı, iri mavi gözlü ve şişmancadır. Kıymık Baldudak'ı öteki kızlardan daha çok seviyordur. Baldudak tam bir sinema delisi olduğu için onu sinemaya götürmek ister.

Ertesi gün okuldan çıktıktan sonra adrese gider. Felçli adam Bay Tırtır denemek için kitap okutur ve onu işe alır. Kıymık o gece heyecandan uyuyamaz. Ertesi gün beklediğinden güzel geçer. Hatta Bay Tırtır ona kitaplığından kitap almasına bile izin verir. Bay Tırtır dört ay önce felç geçirmiş ve oğlu evlendiği için tek yaşamaktadır. Yine de hayata sıkı sıkı bağlı, gitmek istediği yerlere düşlerinde giden mutlu bir adamdır.

Bir gün Kıymık cam kenarında otururken postacı Bay Güleryüz gelir. Hayatlarını değiştirecek mektubu bırakır. Mektup dedesine çok eskiden Paris'te bir arkadaşından gelir. Kıymık mektubu çok merak eder ve açar. Mektup aslında bir masaldır. Bu masal bir kralın hiç düş görememesinden dolayı krallığını, karısını bırakıp sokaklarda derdine çare aramasını anlatır. Kıymık masala da mektubun pasta kokmasına da bayılır. Kıymık'ın anneannesi Bayan Körpegül mektubu kahvaltıyı toplarken görür ve okur. Okuduktan sonra ona enerji gelir, kendini zinde ve mutlu hisseder. Yıllardır dinlemediği plağını açar, eski güzel elbiselerini giyer. Dans bile eder. Dans ederken bacaklarında ki sertlik yumuşar, ağrıları azalır.

Kıymık ise Baldudak'ı sinemaya davet etmiş ama istediği cevabı alamamıştır. Üzgün bir şekilde eve gelen Kıymık anneannesinin değişimi ile her şeyi unutup mutlu olur. Ertesi gün her şey yolunda gider. Baldudak sinemaya gelmeyi kabul eder, matematikten iyi alır, artık eve ise koşarak gider.

Bir gün Bay Tırtır'a da bir masal gelir. Masalda; bir balıkçının sabırla beklediği aşkı anlatır. Kıymık bu masalı daha çok beğense de Bay Tırtır düşüncelere dalar. Anneannesi ise her geçen gün daha gençleşmiş, eski eşyalardan sepetler, örtüler yapıp satar.

Kıymık hafta sonu Baldudak ile sinemaya gider. Hiçte beklediği gibi geçmeyen sinemadan sonra aslında sınıftaki diğer kızların Baldudak'tan daha sevimli olduğunu düşünür. Büyüsü bozulmuştur.

Günler hızla akıp geçer. Bay Tırtır daha da içine kapandığı için Kıymık artık çalışmak istemez. Söylemek için gittiğinde Bay Tırtır'ı eskisi gibi neşeli bulur. Meğer Bay Tırtır'ın oğluna da bir masal gelmiştir. Bu masalda; emanetçi Sava ile kemancı kızın aşkını anlatır. Kıymık artık onları tanıyan birinin mektupları yolladığını düşünür ve araştırmaya başlar. Her ne kadar mahalleden mektupları toplasa da hatta Postacı Bay Güleryüz ile konuşsa da o kişiyi bulamaz. Bu durumda Kıymık daha da mutsuz olur.

Bay Tırtır da olduğu gün kapı çalar. Gelen kişi Bay Güleryüz'dür. Yeni Postacıyı tanıştırmaya getirmiştir. Bu arada Kıymık Masalları Bay Güleryüz'ün yazdığını öğrenir ve oldukça şaşırır. Mektuplar ise karısının vanilya kutusunun yanına koymasından dolayı kokmaktadır. Kıymık defterine not alır: "Vanilya dünyanın en güzel kokusudur. Vanilya kokusu giren eve mutsuzluk girmez."

Sevim Ak'ın Vanilya Kokulu Mektuplar isimli tatlı kitabından sonra kitabı küçük büyük demeden herkesin okuması gerektiğini düşündüm. 

Sevim Ak

KÜÇÜK KARA BALIK

Samed Behrengi

Kucukkarabalik_kapak.jpg

KÜÇÜK KARA BALIK

Küçük Kara Balık, İranlı çocuk kitabı yazarı Samed Behrengi tarafından yazılmış harika bir masal kitabıdır. İlk kez 2012 yılında yayımlanan bu kitabın, her yaştan okurun sıkılmadan okuyabileceği bir kitap olduğunu belirtmek gerek. Bir dönem Türkiye'de okul kütüphanelerinde bulunması yasaklanmış, fakat bu yasak sonradan kaldırılmış olsa da, İran'da hala yasaklı kitaplar arasındadır. Neden yasaklı olduğunu anlayabilmek için ise, yarım saat ayırıp kitabı okumak yeterli olacaktır.

Bu incecik masal kitabı, bir çocuk kitabı olmasına rağmen okura kocaman dünyalar sunuyor. Küçük Kara Balık, çoğumuzun yapamadığı şeyi yapıyor, yani hayatı sorguluyor. Çoğumuz sınırlarımızı bilmeden, toplumun bize çizdiği sınırlar dahilinde yaşarken, küçük kara balık kendi sınırlarını görmeye karar veriyor. Kitapta halihazırda altı çizilesi birçok cümle yer almakta. Bu muhteşem masalın kısa özeti ise şöyle:

Balık nine, bir gece yüzlerce torununu etrafına toplamış, onlara Küçük Kara Balık'ın masalını anlatmaktadır:

Küçük Kara Balık, bir sabah erkenden uyanır ve annesini de dürterek uyandırır. Şaşkınlıkla uyanan annesi, ne olduğunu, neden sabahın bu erken saatinde bu şekilde uyandırıldığını sorar. Küçük Kara Balık'ın cevabı ise, yaşadıkları çağlayandan çok daha ötesini, denizi, okyanusu merak ettiği, bunun için de bir geziye çıkıyor olduğudur. Anne balık başta ne olduğunu anlayamaz, anladığında ise derhal vazgeçmesini söyler fakat Küçük Kara Balık çok kararlıdır. Annesiyle konuşmalarını duyan komşuları da bir araya toplanır.

Küçük Kara Balık'ın isteğini duyan komşuları sinirlenirler, çünkü bu küçük akarsuda doğup büyüdüklerinden dolayı, büyük denizleri, okyanusları keşfetme fikri onların gözünü korkutmaktadır. Küçük Kara Balık'a eğer buradan giderse bir daha geri dönemeyeceğini, dönerse onu öldüreceklerini söylerler. Anne balık çok üzülür, fakat olan olmuştur bir kere. Küçük Kara Balık annesi ve birkaç arkadaşı ile vedalaştıktan sonra hemen yola koyulur, büyük bir macera onu bekliyordur. Başkalarını korkutan şey onu heyecanlandırıyor ve mutlu ediyordur.

Küçük Kara Balık, yüzerek çağlayanın en ucuna gelir ve kendini aşağı bırakır. Kendine geldiğinde, kendisini bir gölün içinde bulur. Etrafını incelemeye başladığında, bir sürü minik kara balıkçıların suyun içinde kaynaşmakta olduğunu görür. Balıkçıklar Küçük Kara Balık'a kendilerine iribaş dendiğini, büyüyünce kocaman birer kurbağa olacaklarını söylerler. İribaşlar kendilerini çok üstün görmekte, gölün en güzel balıkları olduklarını söylemekte ve Küçük Kara Balık'ı hor görmektedirler. Küçük Kara Balık iribaşlara kendilerini bu kadar beğenmemeleri gerektiğini, onlardan çok daha güzel balıklar olduğunu söyler, onlar böyle konuşurlarken, kocaman bir kurbağa gelip Küçük Kara Balık'a yavrucuklarının aklına böyle saçma sapan düşünceler sokmamasını söyler ve onu kovalamaya başlar.

Küçük Kara Balık kaçmaya başlar ve sonunda kendini bir dere yatağında bulur. Burada da bir yengeç ve bir kertenkele ile tanışır. Yengeçten uzak durur, çünkü her an onu kıskaçlarıyla yakalamaya hazır görünmektedir. Küçük Kara Balık, yengeci görmezden gelerek kertenkele ile sohbete başlar. Kertenkeleye pelikanlar, testere balıkları ve balıkçıllar hakkında ne bildiğini sorar, çünkü evden ayrılırken arkadaşları ona bunlar hakkında dikkatli olmasını öğütlemişlerdir. Kertenkele pek bir şey bilmemektedir, fakat Küçük Kara Balık'a eğer bir pelikana yakalanacak olursa kesesini yırtarak kalabileceği bir bıçak hediye eder. Küçük Kara Balık kertenkeleye teşekkür eder ve yüzerek önce bir ırmağa, sonrasında ise denize ulaşır. Yolculuğu sırasında birçok canlıyla karşılaşır. Denizde minik balıklarla sohbet ederken, bir balıkçıl gelerek onlar ne olduğunu anlamadan hepsini yutuverir. Küçük balıklar hemen ağlaşmaya başlarlar. Fakat Küçük Kara Balık onlara ağlamamalarını, birlik olurlarsa oradan kaçabileceklerini söyler. Sonunda aklına bir fikir gelir ve kıvranıp debelenerek balıkçılı gıdıklamaya başlar. Balıkçılın ağzı gülmek için açıldığında ise küçük balıklar kaçıverirler. Balıkçıl korkunç bir halde denizin dibine sürüklenir ve Küçük Kara Balık'ı o günden sonra bir daha gören olmaz.

Samed Behrengi

Açık Kitaplar

KITAP OKUMAYI SEVMEYEN YOKTUR.ARADIĞI KITABI HENÜZ BULAMAMIŞ OLAN VARDIR.

Gizemli kişi